epiphany etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
epiphany etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2011 Cuma

ikindi üzeri

Acıları bırakmıyor ya insan bazen. Acı geçiyor insandan da, insan acıdan geçmiyor ya...
Galiba hikayesizlikten. En büyük hikayesi acı olunca insanın, peşini bırakmıyor acının.
Yoksa silikleşecek varlığı, alemde yer kaplayamayacak. Yayıyor acısını, büyütüyor,
kanatıyor kabuklandıkça...kendisini var kılıyor. Hıçkırık dahi olsa gelen, ses
geliyor ya karşı dağdan... Bilmiyor başka yolunu kendine dokunmanın,
acıtıyor. Sonra diyor ki,
ah, çok acıyor.



.


Sezen dinlemek beni tarifsiz bir hüzne bırakıyor. Unuttuğum günlerin gölgesi duvarlara vuruyor.
Kaçma benden diyor hayat, gel kaynaşalım.


bahçende çocuklar vardı,
çocuğundan öptüm seni

14 Haziran 2009 Pazar

sınırlar


dirseklerim dizlerime yaslı, yüzüm avuçlarımda öylece dururken, içimin seslerinin 'sınır'lı cümleleri dikkatimi çekti. bazen, biraz belirlemem lazım sınırlarımı cicim, bazen de, ay öyle sınır mınır daral geldi, esnek olmalı insan biraz şekerim diyen, kendi kendiyle çelişen ancak sınırlara takmışlığında istikrarlı iç seslerimi dinledim ses etmeden. hangi ara buraya takıldım, bu da 2009 modası diyordum ki, dank etti.

dedim ki kendime; ben bir hükümdar olsam, bileyim isterim neler olup bitmekte ülkemin sınırlarında. bileyim isterim ancak hükümdarlığım sınırları değil, sınırların arasını yönetmişliğimden alır manasını. uçsuz bucaksız ovalarım varsa benim, toprağım üstünde at koştururken, yüzümü sarmışken rüzgarın saçlarına, sınırların derdi aklıma düşmez. lakin, üç kulaçsa ülkemin eni boyu, adım atsan sınırlarla burun buruna...

anladım ki; mesele sınırları oluşturan çizgiler değil, o çizgilerle çepeçevre kuşatılan alanlar aslında. yiğitsen toprağını genişlet. şimdi, bilincimin o bana belli etmeden yuvarlak masalı beyin fırtınaları kopartan bölümü işlemekte, insan toprağı nasıl genişler acep?