Çikolatalı dondurma severim ben. Bazen vanilyalı ister
canım. Alırım. Aklım çikolatalıda kalır. Güzel gülüyor diye de sevebilirsin
bir adamı. Muziptir haytanın gözleri. Keyifli bir
adamdır. E kolay değil karşı koymak serserinin öylesine. Vanilyalı dondurma da
pek ala bir yaşam biçimi olabilir. De işte... benim aklım, bana meydan okuyanda
kalır. Aynıyla cevap verdiğinde bakışlarında tutuşan o ateşi özlerim. Misliyle
gelişini. Karşılık bekleyişini. Aldığında, yüzüne usulca yayılan o gülümseyişi. Ötelere ve daha ötesine sürükleyişini. Push and pull and clash.
17 Nisan 2013 Çarşamba
16 Nisan 2013 Salı
In the middle of...oh
Yan yana durmak bizi bütünlemiyor ya da daha güçlü kılmıyordu. Kendi başımıza da yeterince güçlü, yeterince bütündük. Kolunu bedenine birleştiren kıvrım tam da omuzlarımı sarsın diye yaratılmış filan değildi. Pek çok omuz geçmişti o kıvrımdan ve beni saran niceleri olmuştu. Bana dokunduğunda, dünyanın yörüngesi sarsılmıyor, melekler bulutlar üzerinde toplanıp şarkı söylemiyordu. Kaldırımda rastalanabilecek herhangi bir sonbahar yaprağı kadar yalındık. Üzerimize basmak isteyenler de oluyordu, olmadık anlamlar yüklemeye kalkanlar da. Üstünde durmuyorduk. Olduğumuz kadar olmak yetiyordu bize. Başkalığımızdan gelmiyordu doygunluğumuz. Kendiliğimiz epeydi. Hayatın farklı yerlerinde ikimiz de öğrenmiştik; mümkün dediğin, kendi halinde akan bir nehirdi. Yolunu buluyordu. Yollar birbirimize çıktığında ise ne telaşlandık, ne de kutsanmış hissettik. El ele tutuşup devam ettik yürümeye. Hepi topu bu kadardı iki insanın birbirinden alacağı.
25 Mart 2013 Pazartesi
bir şehri bir adamın hatrına sever gibi
şimdi burada saat altı
ve neredeyse bahar
azıcık aydınlık pencere
azıcık karanlık oda
hani aşk olsa kapıdaki
hikaye tamam.
bir isim
bir tebessüme eşitse
serin ikindi üzeri
taş sokağa karşı içilen
kahveye emsal
tütüyorsa burnunda
ne yakıyor
amma ne yakıyor
ne de yakmıyorsa
vakittir.
dem kıvam.
hal hal üzere
gerçeği cebinden çıkaran hal
her hal üzere.
tutula nefesler
ve sonra sükut.
göğsünde
gümbürtü.
kulağımda
terennüm.
sükut.
21 Mart 2013 Perşembe
I'm sorry, I just said goodbye to someone
biraz daha sessiz lütfen. seni benden saklıyoruz. ürkerim fark edersem. yokmuş gibi olmalısın ki ben var kalabileyim. küçük yalanlar biriktirdim, bu köşedeler bak. yanına oturup inanır gibi yapabiliriz istersen. vakit geçer. şu köşedekiler hiç yokmuş gibi davrandıklarımız. onları biliyorsun zaten. etraflarından dolaşalım, gel. gördün değil mi, ne kıvrak adımlarımız? alışığız görmezden gelmelere. şurası arka bahçe. oraya hiç ilişme. her mevsim başka bir şeyi hiç de öyle değilmiş gibi yaşarım ben. öyle olduğunu kabul etmekten başka yol kalmadığında da, getirir buraya bırakırım. mümkünse hatırlamam bir daha. bir punduna getirip sızarlarsa kapının altından, geçsin diye beklerim. geçer de. geçmeyen ne var? neonlarla yazınca tartışılmaz oluyor gibi kelimeler. inanmak dışında elimizden ne gelirse yapıyoruz inanmak için. sonra biri geliyor, orta yerinde duruyor hayatlarımızın. bin yıllık gelenek var geride, gelene git denmez. etrafından dolana dolana yaşıyoruz biz de. elde kalana da hayat diyoruz.
17 Mart 2013 Pazar
on üç otuz iki
Önce uyumam gerek konuşabilmek için. Sert bir cisimle enseye indirilen darbe de işe yarar kimi filmleri referans alırsak. Siyah bir perde iner karanlıktan dokunmuş ve duvarlar kalkar. Duvar engeli temsil eder yeryüzü teorilerinde. Yeraltına inildiğinde, emniyettir duvar. Emniyet bazen kısıtlar. Duvarların arkasına dair, kendi duvarlarının kendinin olan arkasına dair fikir yürütemez olursun sonra. Her olasılık eşit kuvvette olur. Bir fizik problemine döner hayat formüllerini bilmediğin. Duvarlar kalsın istersin o zaman da. Tanımlanabilir olanı tanımlanamaz olana üstün tutan zihinlerde duvar, x ve z bilinmezliğine evladır. Evla olan sıkıcı da olabilir. Bilmemeyi özler kimi zaman da hal. Haldir işte olan biten. Hallerden hallere geçiştir bu sancı dediğin. Sancımadan büyünmezmiş. Büyümeyi de kim iyi bir şey sandıysa. Anlam değişirmiş. Kıtalar aşmak gerekmez üstelik anlamları değiştirmek için. Senden bene, benden başka bir bene geçmek yetermiş. Beden dediğin, benler malikanesi. Işıkları açın. Karanlık görkem ürkütür. Tanımlama düşkünü zihinlere oyunlar oynar aydınlık. Bildim sanırlar. Sanrılar emniyet hissi doğurur. Halbuki tehlike ışıklar içinde. Tam da bu sebeple ışıkları sönmeli zihnimin ki konuşabileyim. Yeterlilik fiili. Konuş. Abilmek. Bir yaşımdan beri yaptığım bir eylem için ağır ek. Annem anlatır ilk yaş günümde hangi elbiseyi giymek istediğimi söyleyecek kadar konuşabilidiğimi. Derdimi anlatacak kadar yani. Derdini anlatmak fiilinin yeterlilik hali o yıllarla sınırlı. Sahrada kız çocuğu muamelesi görür derdim ondan sonra. Gün ışımadan uykusundan uyandırır, gözlerinde kazdığım mezara gömerim kimseler sezmeden. Duvarlar bu yüzden var. Hangi sahip mezarlıktan müstakil bir arka bahçeye bakmak ister? Duvarların ötesi bizden değil. Mezarların derini söze ermez. Uyuyun. Ciğerlerine kum dolmuş bir yazgı bizimki. Modern tıp ölüm saatimizi ilan etti. Yüzümüzü kapladı mavi hastane örtüleri. Uyku çoğalttı bizi. Şimdi konuşabiliriz.
24 Şubat 2013 Pazar
29 Ocak 2013 Salı
yol bir dakka miktarinca
Uzakdoguda, ay takviminin sonunda kutlanan isik festivalleri varmis.
Bir kagittan fener yakar, gokyuzune birakirlarmis,
to let go of the past selves and get a new one.
Yaktim bi'tane.
Dize geldim, kiyamadi diz bana, basimi yasladim uykulara
Kiminse bu zifir, alabilir benden artik. Ellerim yuzum kara. Bulandim ben. Boyandim ben. Tamamim. Kimdense bu zehir, alabilir. Hucrelerime nufuz etti. Tuttu gecitleri, kimildayamaz kildi beni. Endiseye mahal yok, maglubum. Asilabilir kapima bu bozgun. Oyun bozmam.

trouble in breathing
Bu gece canim cok yaniyor.
Baskasi olmak kolaylasiyor.
Kimin acisina degsem, o oluveriyorum.
.
Kaldirimda oturuyoruz diz dize. Minicigiz ama dunya ustumuze ustumuze.
Unutuyoruz bir an, burunlarimiz cama yasli. Renkler akiyorken kalbine kalbine, unutmak kolay.
Icim kesik kesik yine de. Agliyorum.
Unutuyoruz bir an, burunlarimiz cama yasli. Renkler akiyorken kalbine kalbine, unutmak kolay.
Icim kesik kesik yine de. Agliyorum.
.
60 yil boyu seyrediyorum onu. Hayat etrafimizdan akip geciyor.
Gulusunden kendime pay bicmelerim hic bitmiyor.
Baba oluyor sonra, sonra dede, sonra hasta.
O ne zaman bir sey olsa,
Gulusunden kendime pay bicmelerim hic bitmiyor.
Baba oluyor sonra, sonra dede, sonra hasta.
O ne zaman bir sey olsa,
ben de ona eslikte baska bir sey oluyorum.
Gecen zamanin gucu ne?
Gecen zamanin gucu ne?
O bana boyle baktikca, hep o ayni genc kiz kaliyorum.
.
Omuzlarimiz kesiyor bu sopa ama boyle daha kolay.
Hem gulunce de ote kolay.
Hem gulunce de ote kolay.
Emek varsa ekmek de var.
Sukret sen. Sahip bilir.
Sahip lutfedendir.
O'na ne gucluk.
Tevekkeltualallah!
Sukret sen. Sahip bilir.
Sahip lutfedendir.
O'na ne gucluk.
Tevekkeltualallah!
.
Sonra biri elbisemden camasir ipine asiyor beni. Dunyayi bas asagi goruyorum. Yan asagi.
Gulmekten nefes alamiyorum ki. Dislerimi cebimde sakliyordum. Annem bana papuc alacak.
Dusup kaybolmasalar iyi. Yan asagi gulmek cok komik ama. Dunya yere dusuyor gibi oluyor.
Tutsam tutulmuyor. Nefesim bana bile yetmiyor. Guldurme bak altima yapicam!
.
Ucmaktan vazgectigin zaman dusmeye basliyorsun. Bir sure asili kaliyorsun havada, yanilma. Sen aslinda coktan
dusuyorsun. Isiklar yaklasiyor; sesler, renkler, hukum yaklasiyor. Sonra yer gelip yuzune carpiyor. Siyah.
Dipsizlik kendini yeniden tanimliyor. Dusmek kolay, carpmakla bitmek her zaman birbirini esitlemiyor.
dusuyorsun. Isiklar yaklasiyor; sesler, renkler, hukum yaklasiyor. Sonra yer gelip yuzune carpiyor. Siyah.
Dipsizlik kendini yeniden tanimliyor. Dusmek kolay, carpmakla bitmek her zaman birbirini esitlemiyor.
Yazik. Bitilemiyor bazen. Gayretin de sinirlari var. Citlerin uzerine yasli cenem, ruzgar basak
savuruyor. Mumkunun otesini seyrediyorum ben. Benim olmayanlarin yasini tutmaktan,
benim olanlara sira gelmiyor. Ben duserken, annem elini basimin arkadasina
koyuyor. Sefkat kendini yeniden tanimliyor. Durmuyor dusmem. Bazi
seyler basladi mi, bir daha iflah olmuyor. Umut etmisliginden
utaniyor gun. Utanci koyacak yer yok. Oyle yokluk.
Siyaha sukur. Bir karadelik dokuyor teninden.
Done done icine aliyor beni yokluklar .
Dusmek basladi mi, infilak
olmaksizin bitmiyor.
Sonsuzlukta
iflah.
iflah.
24 Ocak 2013 Perşembe
ben bir oyun uydurdum duma duma dum
Bak simdi. Mevsimlerden yaz. Bir cimenlik bulmusuz. Kus sesinden ve mini mini ciceklerden ibaret bir agac alti. Uzanmisiz da boyle. Canimiz gok cektiyse demek ki... Alabildigine bulut canina yandigim. Caprazlamasina da yatmisiz.Konusurken birbirimize, gulerken gokyuzune ceviriyormusuz basimizi. Komiksek demek...kacinilmaz olarak! Avuclarimizi cimenlere degdiriyormusuz. Biraz saga, biraz sola... Gidikliyor mu ne bizi bu cimenler? Daha cok kahkaha. Daha cok gok. Hafifmis hayat. Ayak bileklerimize dokunup kacan deniz gibiymis. Omuzlarimizdan asagi efil tiril dokulen bir tul sal. Kahkahalarimizin yukselip yukselip bulutlarin uclarina takilislarini seyrediyormusuz. Yapraklarin yesili golgeliyormus gunesi bazen, bazen azicik aralaniyorlarmis muzip muzip gulmelere. Gercekten oldu mu, yoksa hosumuza gitti diye kafamizdan mi uydurduk emin olamadigimiz hikayeler anlatiyormusuz. Bir guzele bin guzel katiyormusuz. Emin olmak cok da onemli degilmis hem. Guzel olmakmis muhim olan. Cimlere uzanmis guzellesiyormusuz. Benim olsa dedigimiz de olmayan, olmasa dedigimiz de olan hicbir seycikler yokmus. Her sey kararindaymis. Tam kararinda. Kararimiz mutlulukmus. Kararliymisiz da demek, keratalar bizi. Bir ugurbocegi tirmaniyormus elime. Parmaklarimi kaldirip gosteriyormusum sana. Ugurboceginin yolculugunu film yapmis, seyrediyormusuz. Serce parmaklarimizi degdiriyormusuz, elini elimden ayiramiyormus ugurbocegi. Hoooop, senin. Kirmiziymis. Azicik da siyah puantiyeli. Annesi terlik-papuc almis. Duyunca havalanmis. Arkasindan soyluyormusuz sarkisini. Uc, uc bocegim... Ucus ucusmusuz biz de. Telaseler hep ucus ucusmus.Gitmis, gitmis, gitmisler. Oooooo, bak ne uzaga gitmisler. Daha da buralara donebilemezmisler. Oh, ferah! Azicik serinlemis mi hava? Ruzgar titretmis mi icimizi biraz? E kalkip gidelim o zaman. Ucsuz bucaksiz bizim nasilsa. Kollarimizi aksamustune karsi acip yurumeye basliyormusuz. Ayakkabilarimiz elimizde... Yurudukce etrafimizi saran toz toprak komikmis sanki. Gulmelere doyamamisiz. Gun batimina yuruyen ucus ucus iki figurmusuz. Kalpleri golgelerinden daha hafif, usul, yumusak, keyif keyif, belli belirsiz iki figur. Tepeyi aşmışız ve hooooppppppuff!
13 Ocak 2013 Pazar
bir imha yontemi olarak yazmak
Eşyalarımı topluyorum. Gitmenin kalmakla aynı rafta dinlendiği bir yere yolculuğum. Hazırlıklı değilim. Hazır da sanmıyorum kendimi. Bitirdim sanmaları. Sanmaktı zaten ehil olduğum kapının bu yanında. Profesyonel sanıcı. Bekliyorsun ki bir yerde ayar insan. Sanmanın da tadı kaçar. Yok, kaçmadı. Asidi gitmiş kola içmek gibiydi belki ama bitiririm ben hep tabağımda, bardağımda kalanları. Annem öyle büyüttü beni. Kola için farklı olurdu hisleri muhtemelen ama ben genellemeci hücrelerimi aktive etmiştim bir kere. O hücreler yüzünden zaten ne olduysa. Biri lazım bana suçlayacak, onları seçtim. Suçlamak hafifletici bir eylem olsa gerek. Yoksa neden bu kadar suçluluk var? Onu diyordum. Gidiyorum ben. Suçlunun masumla aynı rafta olduğu yere yolculuğum. Paralel bir evren buldum. 3 yaşımın elinden tutuyor 20'li yaşlarım. Kendine mi benzetiyor nedir, lülelerini düzeltiyor. Bitimsiz sorularını sıralıyor 5 yaşım, 40'lı yaşlarım cevap versin diye. Gittikçe sabırlı mı olmuşum, ne... Cevaplıyor o diğer ben. Hatırlıyor diye mi belki de? Bilmiyorum. Pencere açıktı belki, üşüdüm. Unutalım. Unutalım.
Bir rüya gördüm dün. Suya anlatsam giderdi belki. Anlatmadım. Karanlıktı rüya. Işığa rağmen karanlık kalan rüya. Kayıp hissiyle baş etmek zor. Ölüm değil burada kayıp. Sağ mı, ölü mü; bilememek. Gitmek ama gitmek. Nereye olduğunu bilmeden, o kaybolanla birlikte gitmek. Aynaya baktığında artık kendini görememek. Dönüşmek. Kime? Tanımsız. Gitmişti. Kaybolmuştu belki de. Karar verip attıysa adımlarını gitmek olurdu o. Geride kalanlar habersizse o karardan, kaybolmak olurdu yine de. Biz kayboldu sanıyorduk ama gitmişti belki de. Kayboldu sandık ve çok aradık. Gittim ben deseydi de arar mıydık? Bilemedim. Ama bir bulamamak sızdı içimde. Kaldırıma uzanıp kaldım bir yerde. Sen uyu, ben tutuyorum seni, sen uyu dedi. Sabah ararız yine, şimdi uyu. Teslim olamadımsa da hissettim beni kuşattığı şefkati. Koluna tutundum, gözlerimi kapattım. Rüya içinde uykuya yattım, uyandım.
18 Aralık 2012 Salı
Demlik
Ben seviyorum seni. Bil diye.
Bileyim diye mi seviyorsun? Bilmesem de sever misin?
Bileyim diye mi seviyorsun? Bilmesem de sever misin?
Ben seni tanimasam da severdim ama tanimadigim icin bilmezdim. Taniya bile seviyorum.
Ben de seni. Taniya bile. Kocamanmis tanimak.
Ben de seni. Taniya bile. Kocamanmis tanimak.
Kocamanmis gulmek.
5 Aralık 2012 Çarşamba
the power to break
Uzun yurudum dun. Ilikti hava. Aralik'ta Chicago iligi. Bir daha gelmez diye korktum, uzun yurudum. Once uzun uzun oturdum. Keyif sol yanimdaydi, Cloud Gate karsimda. Gumusunden sekti isiklar, seyrettim. Keyif konustu, ben dinledim. Arada bir donup baktim, bulutlari seyrediyordu. Sonra isiklari. Sonra beni. Ben de once isiklari. Sonra bulutlari. Sonra keyfi. En cok da buz pateni yapanlari. Nasil ilikti ruzgar. Serindi cok cok, otesi degil.
'Cok bahsetmeyeyim istiyorum ama fark ediyorum ki bir sekilde hep onlardan bahsediyorum,' dedi. 'Hallolmayanlar dile gelmek istiyor belki.' dedim, ses etmedi. Hemfikir olmayanlarin sessizligi. Suya koyulup acisi alinmamis sebzeler vardi rafta, niyeyse onlari indirdi. Hallolmayistan mi ki? Baskalarini konusmak kolay. Senle ve benle ilgili olunca tatsiz hikaye. Perspektifi korumak mesele. Parmagi uzatip cunku sen ve dahi sen diyene ama ben demek zor. Yemisim zorlugunu, demem ben. Bu kadar uzun dusunme ustunde dedi ben susunca. Kendinden o kadar emin ki kelimelerin, cozdum seni havalarinda. Ustune yiksam mi, dusunuyorum. 'Yik' dedi, yildizlara cevirdim basimi. Yemisim yikmasini. Yapma boyle dediginde coktan yapmistim. Bulutlari yildizlara, sozu oteye biraktim. Ikimiz de biliyoruz otekini nerede durduracagimizi dedi. Bilemedim en son ne zaman bildimdi. Yildizlardan gecip isiklara baktim. Hemfikir olmayanlarin etrafa bakisi.
'Cok bahsetmeyeyim istiyorum ama fark ediyorum ki bir sekilde hep onlardan bahsediyorum,' dedi. 'Hallolmayanlar dile gelmek istiyor belki.' dedim, ses etmedi. Hemfikir olmayanlarin sessizligi. Suya koyulup acisi alinmamis sebzeler vardi rafta, niyeyse onlari indirdi. Hallolmayistan mi ki? Baskalarini konusmak kolay. Senle ve benle ilgili olunca tatsiz hikaye. Perspektifi korumak mesele. Parmagi uzatip cunku sen ve dahi sen diyene ama ben demek zor. Yemisim zorlugunu, demem ben. Bu kadar uzun dusunme ustunde dedi ben susunca. Kendinden o kadar emin ki kelimelerin, cozdum seni havalarinda. Ustune yiksam mi, dusunuyorum. 'Yik' dedi, yildizlara cevirdim basimi. Yemisim yikmasini. Yapma boyle dediginde coktan yapmistim. Bulutlari yildizlara, sozu oteye biraktim. Ikimiz de biliyoruz otekini nerede durduracagimizi dedi. Bilemedim en son ne zaman bildimdi. Yildizlardan gecip isiklara baktim. Hemfikir olmayanlarin etrafa bakisi.
15 Kasım 2012 Perşembe
Isteyeyazdiydim ben bi vakit
Yuksek bir tepenin uzerinden baktim hayata. 20'li yaslarima var daha. Zannediyorum ki benim olur canim ne isterse. Bir yarin var onumde, her seyi ona erteliyorum. Oyle bir yarin ki, gelecek ve ben dunyanin tepesine oturacagim. Baskalarinin dunyasinda gozum yok. Kendi dunyami kendimin kilacagim, derdim o. Sani bile degil, ezeli bir bilmekle biliyorum. Benim olacak benim olsun istedigim hayat. Gitti bir sure boyle pek guzel. Gunu gecirmek kolay kapinin esigindeyse hayat. Neredeyse benim hayat. Sonra buyudum.
Buyumekse adi ya da her ne diyorsak ona. Hic gitmez sandigim bir sey gitti icimden. Istemek. Donup donup hatirlamaya calisiyorum nereden kirildi ki tekrar tutusturamiyorum o istemeyi. Var muhtelif zanlilar lakin fail hala mechul. Bilmek de neyi degistirecekse? Bir bilmek tutturmusum. Al, bilmiyorsun ama gidiyor tekne. Gitmek nedir, diye sorgular simdi icimin o 'hepsi bu mu' yani. Her seyi de sorgulayinca hayat hallac pamugu, mirim. Neydi mevzu? Buyumek iste. Kaybetmek ya da. Eksilmek? Bir sabah uyanip bakmak ki kolun yok yerinde. Hep var sanmistin degil mi? Sanmak diye buna diyoruz iste. Sen saniyorsun sonra da aslinda sandigini gerceklik saniyorsun, ki farkindaysan hala saniyorsun, nihayetinde sandiklarina gercek muamelesi cekiyorsun, e gun geliyor onlar da sana bir muamele cekiyorlar ki kala kaliyorsun. Daha karpuz kesecegidik.
Tatsiz boyle bu. Sukursuzluk degil, valla. Belki de sukursuzluk mu, ne bileyim. Aci gelip oturunca icine ya da yan komsunun bahcesine, anliyorsun ki gidiyormus aslinda o tekne. Gitmekmis onun adi. Oyle ya da boyle. Kolsuz da yasanirmis hem. Hamd'a hep yer varmis. Da iste. Iste.
Neyse o cekip giden icimden, cok seylere degmis. Onlu gunleri hatirlamak dahi sizi burnumda. Ben bunu istiyorum, suyum buyum da var ona ulasabilmek icin, bir su eksik, onu tamamlayabilmek icin de bunu yaparsam tamam. Al sana sebep. Uyan her sabah. Kalk, yuru yeryuzunde. Bir seye dogru. Icinin ormanlarini birbirine katan o seye dogru. Tutussun tutku, sen yuru. Zormus, kolaymis ne fark eder ki? Zorlan, tokezle, dus hatta. Sizlan, mizilda. Yuru ama. Kalk, yuru. Hep yuru. Iste, yuru. Anlam var kalsin.
Buyumekse adi ya da her ne diyorsak ona. Hic gitmez sandigim bir sey gitti icimden. Istemek. Donup donup hatirlamaya calisiyorum nereden kirildi ki tekrar tutusturamiyorum o istemeyi. Var muhtelif zanlilar lakin fail hala mechul. Bilmek de neyi degistirecekse? Bir bilmek tutturmusum. Al, bilmiyorsun ama gidiyor tekne. Gitmek nedir, diye sorgular simdi icimin o 'hepsi bu mu' yani. Her seyi de sorgulayinca hayat hallac pamugu, mirim. Neydi mevzu? Buyumek iste. Kaybetmek ya da. Eksilmek? Bir sabah uyanip bakmak ki kolun yok yerinde. Hep var sanmistin degil mi? Sanmak diye buna diyoruz iste. Sen saniyorsun sonra da aslinda sandigini gerceklik saniyorsun, ki farkindaysan hala saniyorsun, nihayetinde sandiklarina gercek muamelesi cekiyorsun, e gun geliyor onlar da sana bir muamele cekiyorlar ki kala kaliyorsun. Daha karpuz kesecegidik.
Tatsiz boyle bu. Sukursuzluk degil, valla. Belki de sukursuzluk mu, ne bileyim. Aci gelip oturunca icine ya da yan komsunun bahcesine, anliyorsun ki gidiyormus aslinda o tekne. Gitmekmis onun adi. Oyle ya da boyle. Kolsuz da yasanirmis hem. Hamd'a hep yer varmis. Da iste. Iste.
Neyse o cekip giden icimden, cok seylere degmis. Onlu gunleri hatirlamak dahi sizi burnumda. Ben bunu istiyorum, suyum buyum da var ona ulasabilmek icin, bir su eksik, onu tamamlayabilmek icin de bunu yaparsam tamam. Al sana sebep. Uyan her sabah. Kalk, yuru yeryuzunde. Bir seye dogru. Icinin ormanlarini birbirine katan o seye dogru. Tutussun tutku, sen yuru. Zormus, kolaymis ne fark eder ki? Zorlan, tokezle, dus hatta. Sizlan, mizilda. Yuru ama. Kalk, yuru. Hep yuru. Iste, yuru. Anlam var kalsin.
30 Ekim 2012 Salı
Whose
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















